Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.

Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.
 
AnasayfaKun FeyekunSSSAramaGaleriKayıt OlRadyoGiriş yap

fıkralar 1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 1 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:55

ALIŞKANLIK

Doktor, hastasını uyarmış:
"Bakın, sonra söylemedi idi demeyin, bu uyku haplarına devam edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır."
Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş:
"Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi yıldır alırım, hiçbir alışkanlık yaptığını görmedim daha!"

TAŞIMA FARKI

Bir zamanlar, okulun birinde öğretmenin biri çocukların zekalarını ölçmek için bir soru sormuş:
"Söyleyin bakalım! Elli kilo samanı taşımak için ne gereklidir?"
Öğrencilerden biri şu karşılığı vermiş:
"Bu saman bir kişiye aitse küçük bir at arabası, ama devlet malıysa büyük bir kamyon!..."

KAZA İLE FELAKET

Alayı ve eğlenceyi seven öğrencilerden biri öğretmenine kaza ile felaket arasındaki anlam farkını sormuş. Çocuğun ne amaçla soru sorduğunu anlamakta gecikmeyen öğretmen şu karşılığı vermiş:
"Onu bilmeyecek ne var! Mesala sen şimdi havuza düşecek olsan, işte buna kaza derler... Ama birisi yetişip seni bu havuzdan kurtaracak olursa, işte o zaman felaket olur."

İYİ BİR TANIM

Öğretmen sordu: "Aferin, caddenin ne olduğunu çok iyi anlattın... Şimdi de Çıkmaz'ın ne olduğunu söyle bakalım...."
Çocuk cevap verdi: "Çıkmaz, memur ailelerinin her aybaşı içine düştüğü durumdur!"

IRSİ

Doktor, uzun bir muayeneden sonra:
"Hastalığınız galiba ırsi, dedi"
Hasta acı acı güldü:
"İmkanı yok..."
"Neden?"
"Çünkü babam oburluktan öldü, ben ise açlıktan ölüyorum."

TAVSİYE

Doktor hastasına:
"Heyecan yok, dedi. Sizi heyecanlandıracak her şeyi bırakacaksınız. İçki yasak, sigara yasak,..."
Hasta atıldı:
"Rica ederim doktor devam etmeyin, heyecanlanıyorum..."

YAŞAMAK

Adam heyecanla anlatıyordu:
"Bir de ne göreyim, karşımda kocaman bir arslan durmuyor mu? Geri döneyim dedim, bir arslanda arkamda belirivermez mi? Bir yanım uçurum, bir yanım sarp kaya..."
Dinleyenlerden biri merakla sordu:
"İyi ama nasıl oluyor da hala yaşıyorsunuz?"
Adam ihmalkar bir ifadeyle cevap verdi:
"Hadi canım, bu da yaşamak mı?"

EN İYİ DOKTOR

Aynı sokakta üç doktor vardı. Bunlardan biri günün birinde tabelasını değiştirdi ve yeni bir tasela koydu:
"Memleketin en iyi doktoru"
Diğer doktor durur mu, o da birkaç gün sonra tabelasına şöyle yazdırdı:
"Dünyanın en iyi doktoru"
Birkaç gün sonra sokaktan geçenler, üçüncü doktorun levhasını gördüler:
"BU SOKAĞIN EN İYİ DOKTORU"

EŞEK KAFASI

Köylünün biri yeni geldiği şehirde mağazaların vitrinini seyrediyormuş. Mağazalardan birinin kapısında duran tezgahtar:
Ne bakıyorsun ağa? diye köylüyle alay etmiş.
Köylü de:
Hiç demiş, bu dükkanda ne alınır, ne satılır, ona bakıyorum.
Tezgahtar:
Burda eşek kafası satılır demiş.
Ooo, maşallah, işleriniz yolunda öyleyse
"Nereden anladın?" deyince tezgahtar köylü cevabı yapıştırmış:
Baksana, sattığınız mallardan bir sende kalmış.

EŞEK 1

Bir gün Kamil Paşa yapılan bir şikayet üzerine Şair Eşrefi vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylediler. Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeğe çalıştı. O esnada valinin münakaşa edilen bir mesele hakkında:
”O kadar incelemeyin millet eşektir anlamaz” dediğini duydu.
Bu sözlerden fena halde üzülen şair, hemen cebinden çıkardığı bir kağıda şu kıtayı yazdı ve odacıya valiye verilmek üzere bıraktı. Sonra da çıkıp gitti.

Ehli mansıptan birisi millete eşşek dese
Reddolunmaz sözü amma eşşoğlu can sıkar
Millete eşşek diyen eşşek herif bilmez mi ki
Sadrazamlar da valiler de milletten çıkar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 2 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:56

EŞEK 2

Bir partili aday, dağ yolundan giderken gayet dar ve bir tarafı uçurum bir yere geldiğinde kendisine kılavuzluk eden köylü der ki:
- Aman dikkatli yürüyünüz efendi, zira burada çok eşekler uçuruma yuvarlandı!..

EŞEK 3

Kayseri’nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor. Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletilip araba yoluna dönüştürülüyor.... Köye gelmiş olan Amerikalı Barış Gönüllüsü ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar:
- Ne yapıyorsunuz böyle?
- Yol yapıyoruz. Bu eşek ne için?
- O, yolun mühendisi. Yola uygun seçeneği o gösterir.
Bunu duyan Barış Gönüllüsü katıla katıla güler ve sorar:
- Ya eşek bulamasaydınız?
- İşte o zaman Amerika’dan mühendis getirirdik!

KÖR PİLOT

Yolcular uçağa doğru yürüyorlar... Bir bakıyorlar ki, kaptan pilot da geliyor. Bir elinde bir köpek tasması, öbür elinde bir beyaz baston. Gözünde kara gözlükler...
- "Herhalde bir şaka olmalı"
demişler, günlerden 1 Nisan olmadığı halde uçağa doluşmuşlar. Hostesler anonslarını yapmışlar. Kemerler bağlanmış. Uçak pistte yavaş yavaş hızlanmaya başlamış... Hızlanmış, hızlanmış... Pistin sonu görünmüş .. Kaptanda bir hareket yok... Uçak son hızını ulaşmış. Yolcular dehşet içinde bir hosteslere, bir kaptana, bir de neredeyse bitti bitecek piste bakıyorlar. Kaptanda hala hareket yoka. Koro halinde bir çığlık yükselmiş, pistin tam bitim noktasında... Kaptan pilot levyeye asılmış... Uçak yükselmeye başlamış... Kaptan pilot derin bir nefes almış... Arkasına yaslanmış ve yardımcı pilota seslenmiş:
- "Biliyor musun, bir gün kimse çığlık atmayacak ve hep birlikte öleceğiz!.."

KARISI ARIYORMUŞ

- Komiser bey, ne olur beni tutuklayın.
- Niçin?
- Karıma tam altı el ateş ettim.
- Öldü mü?
- Hayır! Hiçbirini isabet ettiremedim.
- Öyle ise neden tutuklanmayı istiyorsun?
- Şimdi karım beni arıyor da...

NE MÜNASEBET

Trafik polisi, büyük bir hızla giden otomobili durdurdu. Keskin bir fren sesi çıkararak zor duran şoför sordu:
- Çok mu hızlı gidiyordum?
- “Ne münasebet” dedi, “Tam tersi alçaktan uçuyordunuz!...”

YELPAZE

Bir İskoçyalı büyük bir fedakarlık yapmış, annesinden kalan eski bir yelpazeyi nişanlısına hediye etmişti. Ertesi gün de nişanlısını ziyarete gitti. Fakat içeri girince, bir de ne görsün? Genç kız yelpazeyi açmış, yelpazelenmiyor mu?
- “Sevgilim!”.. diye feryadı bastı İskoçyalı, “Çıldırdın mı sen? Ne yapıyorsun? Yelpaze ile yelpazelenirsen eskiteceğini hiç düşünmedin mi, o kıymetli şeyi?”
- Peki, nasıl kullanacağım bunu? Bari Kullanma şeklini de öğretin.
- Bizim gibi. Yelpazeyi açıp yüzünün önünde tutacaksın. Sonra yüzünü yavaş yavaş bir sağdan sola, bir soldan sağa sallamaya başlayacaksın.

ELEKTRİK SÜPÜRGESİ

Elektrik süpürgelerini imal eden bir firmanın satıcısı, malının meziyetlerini göstermek için bir eve adeta zorla girdikten sonra evin hanımına, “Elektrik süpürgelerimizin dünyada birinci olduğunu size ispat edeceğim.” dedi ve kadının ağzını açmasına fırsat vermeden bir torbanın içindeki yumurta kabuğu, taş, toprak ve toz gibi türlü döküntüyü salonun halısının üstüne boşalttı. “Süpürgem göz açıp kapayıncaya kadar bunların hepsini yutmazsa, hepsini yemek ahdim olsun!..”
Kadın bunun üzerine mutfağa doğru yürüdü. Satıcı,
- “Nereye gidiyorsunuz?” diye arkasından seslendi.
- “Tuz, biber getirmeye gidiyorum. Zira evimizde elektrik yok.”

YUMURTA

Annesi, yaramazlık dozunu fazlaca kaçıran küçük Cemali korkutuyordu:
- Bak sana söylüyorum, böyle devam edersen, seni kümese kapatırım.
- İstediğin kadar kapat. Ben Yumurtlamam ki!...

GERİ ZEKALI

Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın...
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
- Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başınıza ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...

KALBİN YERİ

Kıdemli tıp öğrencisi, imtihan öncesi, profesörü yakalayıp:
- “Hocam” dedi. “Bu defa da beni bırakırsanız, bıçağımı tam kalbinizin orta yerine saplayacağım.”
Hoca güldü:
- Yapamazsın. Çünkü sen daha kalbin yerini bile doğru dürüst bilmiyorsun
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 3 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:56

YALAN MAKİNESİ

Adamın biri heyecanla polis müdüriyetine girip, doğruca müdürün karşısına çıktı:
- “Yalan söyleyenleri derhal tespit eden bir makine icat ettim” dedi. “Bu makineden ister misiniz?”
Müdür düşünceli düşünceli başını salladı ve yalan makinesi yapan adama döndü:
- “O da bir şey mi dostum? Ben öyle bir makineyle evliyim bile...”

BENZERLİK

Bir süre bürosundan ayrılmak zorunda kalan müdür, gelince sekreterine sordu:
- Beni arayan oldu mu bu arada?
- Evet efendim, kimliğini gizleyen biri sizi sordu.
- O aptal kardeşim olmalı!
- Mümkündür efendim. Zira size çok benziyordu!...

ASPARAGAS

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın her gün kendisiyle uğraşıyordu. Nihayet “Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti :
- Pazar günü saat 10`da denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.
Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :
- Bakan yüzme bilmiyor!...

ABARTININ BÖYLESİ

Avustralya’yı ziyaret eden Amerikalı bir turist, bir Avustralyalıya sordu:
- Nedir bunlar?
- Öküz.
- Peki ya şunlar?
- Koyun.
- Yaa vah vah. Oysa bizde öküzler bunlardan en az iki misli, koyunlar da üç misli olur...
Amerikalı birden sustu. Karşıdaki kanguruyu işaret ederek sordu:
- Kuzum bu hayvanın adı ne?
Avustralyalı kayıtsız cevap verdi:
- Ha o mu? Ne olacak canım Çekirge...

ÇİNLİ

Doktor endişeyle başını kaşıyıp, hastasına döndü:
- Anlayamadım... On beş gündür tedavi ediyorum, bir türlü sizin şu sarılığınızı iyi edemedim. Yüzünüz yine limon gibi.
- Ah af edersiniz üstat... Ben size Çinli olduğumu söylemeyi unuttum galiba...

ÇARENİN BÖYLESİ

- Yahu, insan dinamit fabrikasının yanı başında ev tutar mı kardeşim?
- Ne yaparsın, doktor sigarayı kesin olarak bırakmamı söyledi. Başka türlü bırakamayacağım da.

YANDIK ÖYLEYSE

Kamyon şoförü, jandarma karakolundan içeri dalarak endişeyle sordu:
- Bu çevrede iri siyah köpekler var mı?
- Yok!
- Ya siyah inekler?
- Yok! Siyah atlar?
- O da yok!
- “Eyvah, yandık öyleyse...” dedi şoför. “O halde ezdiğim köyün papazı olsa gerek!..”

ÖKSÜRÜK

Temel öksürükten Dursun da kabızlıktan şikayetçidir. Beraber doktora giderler. Doktor Temele öksürük şurubu Dursuna da müshil verir. Bunlar ilaçları karıştırırlar. Bir hafta sonra doktor Temele:
- Nasıl oldu? Hala öksürüyor musun?
- Öksürmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey.

SON ÇARE

Gece yarısı doktoru acele, ama çok acele tarafından bir hastanın başına çağırmışlardı. Doktor hastayı iyice muayene etti. Dinledi. Sonra da şunları söyledi:
- “Derhal telefon edip bütün yakınlarınızı uyandırın ve buraya çağırtın” dedi.
Hastanın gözleri korkudan fal taşı gibi açıldı, ölüm korkusunun heyecanı ile sordu:
- “Hayrola doktor... Durumum o kadar fena mı?”
- “Yok canım, ne münasebet. Yalnız basit bir hazımsızlık için bu saatte yatağından kaldırılan tek şahıs ben olmak istemiyorum da.”

SPİKER

- Hayrola nereden?
- Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum...
- Ne vardı radyoda?
- Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da...
- Eeee, ne oldu?
- Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 4 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:57

HAVADA KALANLAR

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır. Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel... Ortaya bir fikir atılır:
- Halktan Toplanan vergilerin dağılımı nasıl yapılacak?
Amerikan vatandaşı söz alır;
- "Bizim Amerika'da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız. Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız..."
Derken Avrupalı söz alır ve;
- "Bizim Avrupa'da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz. Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız..."
Sıra bizim Temel'e gelir ve başlar anlatmaya;
- "Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke biz de sizun çirkefluklerinizu değil de habu çalişkanliğunuzi alsak... İnanun bizum aha oyle pir uygulamamiz yokdur... Bir kere yere oyle çizgi, daire filan çizmezuk... Biz de hükümet halktan toplar vercileru... Atar havaya. Yere tüşenleru kendilerine harcama yaparlar... Havada kalanlar halka hizmet olarak geri töner da..."

SABİT KALAN

Adam ikide bir, karısının yaşını sorunca:
Kadın: "Neden ikidebir yaşımı soruyorsun kuzum?"
Kocası: "Ne yapayım karıcığım, şu devir de artmayan yagane rakam bir senin yaşın kaldı da..."

ŞÜPHELİ

Karı koca konuşuyorlardı:
- Hanım biraz konuş yahu... Müstakbel damadımız kerimeyi beğenmiş mi?
- Artık hiç sorma güzel diyormuş da başka birşey demiyormuş...
Koca şüpheli bir tavırla biraz düşündükten sonra:
- İnşaallah öyledir, ama ben o çocuğun sözlerine pek inanamayacağım... Çünkü o gün senin pişirdiğin yemekler için de "Fevkalede güzel!" diyordu da...

KORO

Temel gece vakti mezarlıktan geçmek zorundadır ama çok korkar. Arkadaşları:
- "Korkma yahu, mezarlıktan geçerken şarkı söylersin hiçbir şey olmaz" derler.
Temel çaresiz bu öneriyi kabul edip yola çıkar. Zifiri bir karanlık, Temel korku içinde başlamış bir türkü söylemeye:
- Ay akşamdan ışıktır!.
Ve hemen ardından müthiş bir koro:
-Yaaaylalar, yaylalar!...

NE SANMIŞ

Brezilyalı iki arkadaş meyhanede gevezelik ediyorlardı. Bir tanesi:
- Geçen gece ben arkadaşlarla beraberken bizim eve hırsız girmemiş mi?
- Eee, sonra ne olmuş?
- Ne olacak, adama acıdım! Karım onu duyunca benim eve döndüğümü sanmış da...

YALAN

Toplantıda Mark Twain bir bayana:
- "Ne kadar güzelsiniz" demiş.
Bayan:
- "Maalesef aynı komplimanla size cevap veremeyeceğim" deyince Mark Twain gülmüş.
- O halde sayın bayan, siz de benim yaptığım gibi yapın, yalan söyleyin...

KAFA BU

Karısı lisan kursuna gitmek isteyen adam:
- "Katiyen olmaz" diye karşı çıktı. "Zaten bir dille kafamı yeteri kadar şişiriyorsun..."

HAY HAY BUYURUN

Bir temsil anında aktör rolü gereği uşaklarına bağırır:
- Atımı getirin...
Laubali bir seyirci, sırasından, eşek olsa olmaz mı diye seslenir. Aktör hiç istifini bozmadan eliyle sahneyi gösterir.
- Hay hay buyurun beyefendi...

KAN

Bir adam arabasıyla yedi kişiyi ezmiş, üç otomobili tahrip etmiş, bir kamyonu sollayarak devirmiş ve sonunda da bir benzin istasyonundan içeriye girmişti.
Üç gün sonra gözlerini hastanede açtı. Karşısında duran doktora merakla baktı. Bunun üzerine doktor da hemen muayene sonucunu okudu:
- Alkolünüzde az miktarda kan bulunmuştur...

MÜJDE

Hemşire kapıdaki kocaya:
- "Müjde" dedi. "Hanımınız üçüz doğurdu."
- "Bizim hanım oldum olası aç gözlüdür zaten."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 5 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:57

ÖRNEK

Evli bir adam, yaş günü dolayısıyle eşine bir pantolon almak istiyordu. Girdiği büyük bir mağazada tezgahtar sordu:
- Eşinizin bel ölçüsü nedir?
- "Hatırlayamıyorum" dedi, "yalnız ekranı 55 olan bir televizyonumuz var, onun önünden geçtiği vakit bütün ekran kapanıyor..."

MESLEK SIRRI

Kapı kapı dolaşarak çeşitli eşya satan bir satıcı, işe yeni atıldığı halde kısa zamanda başarı sağlamış, büyük para kazanmıştı. Oysa kendisinden çok önce bu işe girenler, onun kadar başarılı olmamışlardı. Bir gün arkadaşları bunun sırrını kendisinden öğrenmek istediler. Verdiği cevap şu oldu:
- Çaldığım her kapıda karşıma ne kadar yaşlı insan çıkarsa çıksın önce anneniz nerede diye sorarım.

YA ?..

Yargıç, karşısında duran sanığa baktı, baktı, sonra şöyle dedi:
- Yahu, seni gözüm bir yerden ısırıyor, ama narden, çıkaramadım bir türlü...
Sanık boynunu bükerek cevap verdi:
- Haklısınız sayın yargıç, geçen yıl sizin hanıma bir ay piyano dersi vermek şerefine nail olmuştum da...
Yargıç hemen sanığın sözünü kesti:
- Tamam tamam şimdi tanıdım. Beş yıl ağır hapis...

ÖĞÜT

Adamın biri her tarafı dökülen, yürüdükçe birtakım acaip sesler çıkaran otomobiliyle bir benzin istasyonunun önünde zorlukla durdu. Gelen benzinciye:
- "Arabanın yağını değiştirirmisiniz?" dedi.
Benzinci arabanın etrafında şöyle bir dolandı. Uzun uzun her tarafına baktı. Sonra gelip müşterinin karşısına dikildi:
- "Nasihat vermek gibi olmasın ama beyefendi ben sizin yerinizde olsam, yağı muhafaza eder, arabayı değiştirirdim."

BAZEN BÖYLE OLUR

Bir kasaba mezarlığının bekçisiydi. Günlerden bir gün gelen bir mektuptan komşu köydeki bir akrabasının öldüğünü haber aldı. Cenaze töreninde bulunmaya karar verdi, fakat yola çıkmadan önce bekçiliğini yaptığı mezarlığın kapısına şöyle bir pankart asmayı ihmal etmedi:
- "Cenaze sebebiyle kapalıdır."

FOTOĞRAF

Mussolini savaş raporlarını renkten renge girerek okuyordu. Bir ara başını kaldırdığında, gözü duvarda asılı duran kendi portresine ilişti. Mussolini gözünü kırparak sordu:
- Bu gidişle halin ne olacak.
Duvarda asılı duran fotoğraf cevap verdi:
- Ne olacak, beni indirip seni asacaklar.

SÜRAT

Sarhoş, gece yarısı bindiği taksinin şoförüne:
- "Çek" dedi, "istasyona"
- Burası istasyon efendim.
Sarhoş cebinden çıkardığı parayı şoföre uzattı:
- "Ama bir dahaki sefere bu kadar hızlı gitme..."

PES...

Adamın biri göz doktoruna gidip derdini anlattı:
- Doktor bey, ben galiba miyobum. Pek emin değilim, ama belki gözlük takarsam...
Doktor "şuraya oturun" dedi hastasına. "Şimdi anlarız" sonra bir harf göstererek sordu:
- Okuyabiliyormusunuz bu harfi?
- Hangi harfi?
- Tablodaki harfi.
- Hangi tablo?
- Duvara asılı tablo canım...
- Hangi duvar doktor...
- "Bana bakın" dedi doktor. "Size gözlük değil kolunuza sarı bir bant, bir de önünüze çıkanlara çarpmamanız için elinize bir baston lazım."

BÜYÜK ÖĞÜT

Bir arslan yavrusu yorgun bir avcıyı kovalamak suretiyle eğleniyordu. Derken annesi çıkageldi.
- Oğlum, yiyecekle oynanmaz diye sana kaç kere söyledim!..

ÇOK BEKLEMİŞ

Yolcu, otobüs biletçisine para yerine bir paso uzattı. Biletçi buna bir göz attıktan sonra, "iyi ama bu bir ilkokul pasosu" diye itiraz etti.
Yolcu sesini yükseltti. "İyi ya, otobüsünüzü ne kadar zamandır beklediğimi görüyorsunuz işte!..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 6 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:58

İSTASYONDA

Tren bekleyen adam gitgide sabırsızlanıyordu. Sonunda dayanamadı istasyon şefine sordu. "Kuzum tarife neye yarar?"
Öteki gayet soğukkanlı cevap verdi. "Tarife olmasaydı, treninizin geciktiğini nereden anlayacaktınız beyefendi?..."

TEŞEKKÜR

Adam hızlı hızlı merdivenleri tırmanıp doktorun yanına geldi.
- "Teşekkür ederim doktor bey" dedi. "Tedavinizden çok memnun kaldım"
- Ama siz benim hastam değilsiniz ki
Adam güldü:
- Haklısınız doktor bey. Amcam sizin hastanızdı. Ve şimdi tüm serveti bana kaldı.

DİL NEYE YARAR Kİ

Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist ingilizce, almanca, fransızca sorar fakat bizim lazlar anlamaz...
- "Ula dursun bir yabancı dil öğrenemedik gitti" der Temel...
Dursun:
- Ula neye yarayacakki, bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamıyor...

KAYSERİLİ

Gözleri görmeyen, bekar ve fakir Kayseriliye bir cin çıka gelmiş:
-" Benden bir şey dile yerine getireceğim" demiş.
Kayserili düşünmüş, gözlerini mi istesin, zenginlik mi istesin, evlenmek mi istesin. Sonunda cin'e:
- "Oğlumu altınlarımı sayarken görmek istiyorum" demiş.

MEZARLIK BEKÇİSİ

İki arkadaş konuşuyorlarmış :
- Nasıl, iş bulabildin mi ?
- Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor.
- Vay canına ! Ne işi bu ?
- Mezarlık bekçisiyim.

OSCAR

Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı gemide olan bütün herkesi güverteye çağırmış. Herkes gelince:
- Size bir iyi bir kötü haberim var. Önce hangisini söyliyeyim.
Yolcular:
- "İyi" demiş.
Kaptan:
- 13 dalda oscar kazanacağız.

KEDİ SÜTÜ İÇ

Çocuk peltekmiş. Öğretmeni tahtaya kaldırmış ve tahtadaki "kedi sütü iç" yazısını okumasını istemiş.
Çocuk:
- "tedi tütü it" demiş.
Öğretmen bağırmış ve "doğru söyle" demiş.
Çocuk yine:
- "tedi tütü it" demiş.
Öğretmen acaip sinirlenmiş ve çocuğu dövmüş ve "doğru oku dedim sana şunu" demiş. Çocuğun artık canına tak etmiş ve:
- "ettoğlunun tediti ittene tu tütü" demiş.

EKMEK VE ÖRDEK

Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mı?
- yok!..
- ekmek var mı?
- yok!..
- ekmek var mı?
- yok!..
- ekmek var mı?
- yok dedik ya!..
- ekmek var mı?
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim.
- çivi var mı?
- yok!..
- ekmek var mı?

YİNE KÂRDAYIZ

Üçüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs.
Japon:
- "Gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım" diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı:
- "Gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir "Oh!" çekerek yanındakilere dönmüş:
- "İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum"

SA

Sakıp SABANCI Ağa'ya bir gün demişler ki :
- Ağa bu dünyada her şey senin için güllük gülistanlık. Nereye baksak her tarafta senin şirketleri, fabrikaları görüyoruz, (MarSA, YünSa, LasSA, ToyotaSA...). Burada işin iyi. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?..
Sakıp Aga gülmüş:
- Öte yanda da işimizi sağlama aldık Bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
muallim
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 02/07/07 Mesaj Sayısı : 169 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkralar 7 Çarş. 4 Tem. 2007 - 15:59

SERVET

İki fakülte arkadaşı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder...
- Oğlum bu ne ev böyle be, şu salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar...
- Gel göstereyim, geç şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farkı cebe indirdik. İki yıl sonra iki arkadaş yine karşılaşır...
- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim...
- Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğlum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yanında baraka olmaz vallahi, saray asıl burası.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada ki otoyolu görüyor musun?
- Hayır!
- İşte !!!

NOT

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıt vardır. Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi karıştırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda gördüğünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!



Bir karpuz tarlası olan çiftçi, her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini farketti. Epey düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi.
- "Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!"
Ertesi akşam karpuz yiyemeden kaçan cocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftci tarlasında geziyordu. Karpuzlarını kontrol ederek eksik olup olmadığını belirlemeye çalışırken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti:
- "Şimdi o karpuzlardan iki tane var !"

PROGRAM

Başbakan Temel gazetecilere açıklıyor:
- Programımızı tamamlamak için dört yıl daha istiyoruz!
- Programınız nedir?
- Dört yıl daha görevde kalmak!

İYİ BİR DERS

Adam, elbisesinin dikişlerini yapan karısına:
- "Daha yavaş" dedi. "Bak dikiş eğri gidiyor."
Biraz sonra:
- "Ben sana demiştim" diye ekledi. "Bak çizgi ne kadar dışa kaydı. Dur dur şimdi de pot yaptı... Ne yaptığına dikkat etsene. Az kalsın kumaş yırtılıyor du!"
Kadın birden parladı:
- Beni rahat bıraksana. Dikiş dikerken senin nasihatlerine ihtiyacım yok...
- Ya benim araba kullanırken seninkilere var mı?

BEŞ DAKİKA ARA

Konferansçı saatlerce uzun uzun konuşmuştu. Bir türlü ara vermek istemiyordu. Dinleyenlerden birisi seslendi:
- Biraz yoruldunuz galiba. Beş dakika dinlenseniz...
- Hayır yorulmadım...
Bu kez dinleyenler toplu halde konuştular:
- O halde biz biraz dinlenelim...

LATİNCESİ

Adam doktora, sabahları keyifsiz kalktığından, az da olsa çalışınca fazla yorgun düştüğünden uzun uzun dert yandıktan sonra, tıbbi terim kullanmadan hastalığının ne olduğunun izahını istedi. Doktor derhal teşhisi koydu:
- Koyu bir tembellik. Başka birşey değil...
Hasta bir an düşündükten sonra tekrar sordu:
- Şimdide bunun tıptaki adını rica ediyorum. Latince olursa daha iyi... Karıma ve bizim müdüre söylemek için...

KANAATKÂRLIK

Patron karşısında zam isteyen memuruna yüksekten şöyle bir bakıp, sordu:
- Neden zam istiyorsun bakayım?
- Vallahi beyefendi, ben zam mam istemeyecektim, ama bizim çocuklar diğer ailelerin günde üç öğün yemek yediklerini fark etmişler de...

LAYIK DEĞİLMİŞ

İmtihanda hiç doğru cevap veremeyen öğrenciye kadın hocası:
- Sana dedi, gözünün önünde kocaman bir sıfır veriyorum.
- Ama öğretmenim ben buna layık değilim!..
- Haklısın oğlum layık değilsin ama ne yapayım daha aşağısı yok...

MASAL

Adamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara:
- "Evin reisi erkektir adli kitap varmı?." diye sorar.
Tezgahtar:
- "Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ottoman

avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 24/06/07 Mesaj Sayısı : 234 Nerden : OSMANLI Durum : emekli.

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: fıkralar 1 Çarş. 4 Tem. 2007 - 21:21

sağolasın kardeşim komik fıkralar :D gülen Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kun-feyekun.forums1.net
firdevs nur
AdmiN
AdmiN
avatar


Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/07/07 Mesaj Sayısı : 581 Nerden : Durum :

Aktiflik:
100/50  (100/50)
Başarı Puanı:
100/90  (100/90)
Ceza Puanı:
0/100  (0/100)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 Çarş. 25 Tem. 2007 - 12:47

Laughing Laughing Laughing gerçekten komikler paylaşımın için Allah razı olsun
_________________


En son firdevs nur tarafından Paz 6 Tem. 2008 - 22:39 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
eslem
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : 40 Kayıt tarihi : 26/07/07 Mesaj Sayısı : 259 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: fıkra C.tesi 8 Mart 2008 - 14:54

Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz.

Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen
Dursunun kucagiina çocuklari atmaya baslar Temel atar Dursun tutar kaldirima koyar.
Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur
Temel birakir Dursun yakalamak için kollarini acmaz paat yerde. Çocuk.
Tekrar at tut kenara koy, tut at kenara koy Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde..
Dursun yukari bagirir ulaaa temel Yanıkları atma yanıkları atma! Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
denizfeneri
Moderatör
Moderatör
avatar


Yaş : 57 Kayıt tarihi : 17/11/07 Mesaj Sayısı : 802 Nerden : Durum :

Aktiflik:
100/40  (100/40)
Başarı Puanı:
100/70  (100/70)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 C.tesi 8 Mart 2008 - 17:56

inan çok güldüm ya ALLAH ta seni güldürsün yanıkları atma he
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
FERASETLİ
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : 37 Kayıt tarihi : 25/10/07 Mesaj Sayısı : 775 Nerden : İSTANBUL Durum :

Aktiflik:
50/100  (50/100)
Başarı Puanı:
50/100  (50/100)
Ceza Puanı:
0/100  (0/100)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 Ptsi 10 Mart 2008 - 19:00

denizfeneri demiş ki:
inan çok güldüm ya ALLAH ta seni güldürsün yanıkları atma he
papatya papatya gül idi gül idi gül idi alkış dolan
_________________
ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
*Mujaahed*
Daimi Üye
Daimi Üye
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 01/07/07 Mesaj Sayısı : 419 Nerden : Gaibden Durum : Cihatta...

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 Ptsi 10 Mart 2008 - 20:52

Yanıkları atmak ......

çok güzelmiş sağolun sağol sağol sağol
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
JeRFi
Altın Üye
Altın Üye
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 04/05/08 Mesaj Sayısı : 1128 Nerden : Durum :

Aktiflik:
70/100  (70/100)
Başarı Puanı:
100/100  (100/100)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 C.tesi 5 Tem. 2008 - 9:33

konular birleştirilmiştir
hakkınızı helal edin

emeğinize sağlık
paylaşımlarınızın devamını bekleriz inşeALLAH

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
immortalislam
Daimi Üye
Daimi Üye
avatar


Yaş : 34 Kayıt tarihi : 06/09/07 Mesaj Sayısı : 79 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Geri: fıkralar 1 Paz 6 Tem. 2008 - 21:27

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

fıkralar 1

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır. :: ๑۩۩๑ Eğlence-Mizah ๑۩۩๑ :: Fikralar -