Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.

Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.
 
AnasayfaKun FeyekunSSSAramaGaleriKayıt OlRadyoGiriş yap

Seyyah Evliya Çelebi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
murat
Daimi Üye
Daimi Üye



Yaş : Kayıt tarihi : 26/04/08 Mesaj Sayısı : 243 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Seyyah Evliya Çelebi Ptsi 12 Mayıs 2008 - 13:36

Evliya Çelebi (1611-1682), tarihî seyahat edebiyatımızın unutulmaz sevimli ve

saygın bir sîmasıdır. Kendisine has o tatlı, akıcı, arı, duru ve sürükleyici üslûbuyla

çağına damgasını vurmuş güçlü bir yazar, coşkun bir şâir, hattat, nakkaş ve bir

mûsıkîşinastır. 1611'de şehirler güzeli İstanbul'da gözlerini dünyaya açtı. Babası

ünlü velî Ahmed Yesevî'nin soyundan gelen derviş Mehmed Zıllî Efendi'dir. Kanunî'nin

Zigetvar Seferi'nde büyük hizmetleri olan, pirinç levhalar üzerine oyma işleyen

sanatkâr, hattat bir baba...

Çelebi ilk tahsilini ve hafızlığını bitirdikten sonra yedi yıl kadar medresede

öğrenim gördü. Bu arada sarayın kuşçubaşısı olan babasından güzel sanatlara ait hat,

nakış ve tezhib öğrendi. Şiir ve edebiyata kâbiliyetli olan, mûsıkîye ilgi duyan

Çelebi, Enderun'a alındı ve orada dört yıl eğitim gördükten sonra sipahi oldu. İlmî

birikimi, ahlâkı, sesinin güzelliği ve tatlı sohbetleriyle saray yüksek erkânının

sevgi ve takdirlerini topladı. Sultan 4. Murad'ın Revan Seferi'nden sonra saraydaki

özel hizmetlere alındı.

Ailesi ve çevresinden dinlediği, uzak ülke ve şehirler hakkındaki hatıra, hikâye ve

gördüğü rüya onun fıtratında mevcut olan seyahat arzusunu kamçıladı. Açılan savaşlara

katılma ve dünyayı gezip görme hevesine kapıldı.

Esasen Çelebi'nin daha çocuk yaşlardan itibaren gördüklerini incelemek, kayda almak

tutkusu vardı. Babasının yaptığı uzun seyahatler onda memleketler görme merakını

uyandırdı. Çok zeki, nüktedan, mütevâzi ve tatlı sohbetleri vardı. Büyükle büyük,

küçükle küçük olurdu. Fakir ve ihtiyaç sahipleriyle ilgilenir, herkesin gönlünü ve

sevgisini kazanırdı. Medrese ve Enderun'da birçok bilgi elde etmişti. Arapça ve Farsça

gibi birkaç lisan biliyordu. Tek arzusu dünyayı gezip görmekti.

Derken bir gece rüyâsında Nebiler Sultanı'nı (sav) gördü. O kadar heyecanlandı ki,

"Şefâat yâ Rasûlallah!" diyeceği yerde şaşırıp "Seyahat yâ Rasûlallah!" deyiverdi.

Efendimiz (sav) de onu seyahat şefaatıyla müjdeledi. Aynı rüya içinde ünlü erkân-ı

harp ve fâtih sahâbî Sa'd bin Ebî Vakkas (ra) tarafından da, seyahatte gördüklerini

yazması söylendi. Heyecanla uyandığında kendisini yatağında buldu. Sabahın erken

saatlerinde çağın meşhur yorumcusu Kasımpaşa Mevlevî Dergâhı Şeyhi Abdullah Dede'ye

koştu. O da:

"Önce bizim İstanbul'cağızımızı tahrir eyle! (Yaz!)" dileğinde bulundu.

Bunun üzerine Evliya Çelebi, 50 yıl süre devam edecek olan seyahatine 1630'da

İstanbul'dan başladı. Gördüklerini bir bir kaleme aldı. Bu süre içinde Anadolu,

Suriye, Filistin, Avusturya, Rumeli, Macaristan, Transilvanya, Polonya, Almanya,

Avusturya, Bosna-Hersek, Hollanda, Dalmaçya, Kırım, Kafkasya, İran, Irak, Mısır,

Hicaz, Girit, Sudan ve Habeşistan'ı dolaştı.

Ünlü seyyah, gördüğü heryerin bütün özelliklerini, ciddî bir incelemeye tabi tuttu.

Bölgelerin tarih, ahlâk, kültür, örf ve âdetlerini, ünlü kişilerini, tarihî eserlerini

bütün incelikleriyle tarih ve yer belirterek kaleme aldı. Çelebi, bu seyahatlerinde

devletin önemli mektup ve mesajlarını da götürüp mahalline ulaştırmak gibi çeşitli

hizmetler de ifa etti. Ayrıca gezileri sırasında meydana gelen savaşlara katılmayı da

ihmal etmedi. Kalemi gibi silâhını da ustalıkla kullanmasını bildi.

Bütün hayatı seyahatlerde geçen Çelebi, hiç evlenmedi. Gerçekleştirdiği bunca dünya

seyahatlerinin sonunda, âhiret seyahatine nerede ve ne zaman çıktığı kesin olarak

bilinmemektedir. Bazı kaynaklar onun 1682'de vefat ettiğini, kabrinin Şişhâne'deki

Meyyit-zâde Mezarlığı'ndaki aile suffesinde bulunduğunu kaydediyorlar. Fakat ne yazık

ki şu anda ne Çelebi'nin mezarından, ne de sözkonusu mezarlıktan hiçbir eser yoktur.

Seyahatnâme

Çelebi, gezilerinde kaleme aldığı notlarını "Seyahatnâme" adıyla meşhur kapsamlı

bir eserde topladı. Seyahatnâme, edebiyatımızın gezi türünden ilk ve en büyük

eseridir. Gerçekçi bir gözle görülen olaylar sade, duru ve akıcı bir üslûp içinde

halkın anlayacağı şekilde kaleme alınmış, yine halkın anlayacağı deyimlere yer

verilmiştir. Birinci cildi İstanbul gezisine tahsis edilmiş olan eser, l0 ciltten

ibârettir. Gerçekten tarih ve etnoğrafya araştırmacıları için zengin ve çok ilgi

çekici bir kaynak olma özelliğini hâlen korumaktadır. Eserde yeri geldikçe şiirlerine,

mizah ve mübâlağalara da yer vermekte ve konuşur gibi bir üslûb kullanmaktadır. Hâlen

zevkle okunuyor olmasının bir sebebi de budur.

Seyahatnâme İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Macarca, Rumence, Bulgarca,

Sırpça, Yunanca ve Ermenice başta olmak üzere birçok Batı diline tercüme edilmiştir.

Ayrıca eser üzerinde çeşitli araştırmalar, incelemeler yapılmış ve ondan faydalanmak

suretiyle monografiler yazılmıştır. Onun derûnî dünyasını aksettirmeye yeterli olmayan

şu satırları bağlarken, ünlü seyyâhımıza Mevlâ'dan rahmetler diliyor, makamı firdevs

olsun diyoruz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Seyyah Evliya Çelebi

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır. :: ๑۩۩๑ Genel ๑۩۩๑ :: Tarih -