Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.

Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.
 
AnasayfaKun FeyekunSSSAramaGaleriKayıt OlRadyoGiriş yap

KÂİNATIN DUASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
ottoman




Yaş : Kayıt tarihi : 24/06/07 Mesaj Sayısı : 234 Nerden : OSMANLI Durum : emekli.

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: KÂİNATIN DUASI Paz 12 Ağus. 2007 - 0:12

“Akşam; sırma saçlı bir ceviz ağacının yapraklarında gülümsüyordu. Köyde bir telaş, bir telaş... “Ramazanda da sular kesilir mi canım?” “hökümetin hiçbir işi doğru düzgün değil ki zaten” “hele şehre adam yollayıverin de belediyeye gitsinler”

İki köylü belediyeye gider, ama kimse onları kaale bile almaz. Ne yapsınlar çaresiz geri dönerler. Ertesi gün grup hâlinde gidilir. Bu sefer de görevliler başlarından atmaya uğraşırlar. Başarılı da olurlar. Böylece aradan bir hafta geçer. Köyde millet susuzluktan kırılır. Kimse gelip de kaynak suyu çıkarılan yerdeki çatlak boruyu tamir etmez ve su akar akar akar...en sonunda köylü dayanamaz, bütün köy halkı toplanarak belediyenin kapısına dayanır. Bu kadar insanı başından atamayacağını anlayan görevliler çaresiz köylülere yardım ederler. Artık köylüler “hâcet-i amme” olan sularına kavuşmuşlardır. Nede olsa koca köy halkının isteğini geri çevirecek değildir zaten bu o başkanın makamına yakışmaz. Hele bir de aralarında yakın akrabaları falan varsa...” diye devam edip gider işte hikaye.

İsimler, cisimler ve resimler o kadar da önemli değillerdi. Geçer akçe; ismin ardındaki karakter, cismin içindeki ruh, resimde saklı mânâdaydı. Ceset her sene değişse de insan aynı insandı. Şablonlar kendileriyle değil, uygun düştükleri kalıplarla bir değer ifade ederlerdi. Hikayeler de sadece elbiseden ibaretti, mânâlarındaydı asıl güzellikleri.

Bunun içindi bütün benzetmeler, Onu ve Habibini anlamak, en azından anlamaya çalışmak için açılan kapı aralıklarıydı. Bu bakış açısıyla; O Zât(asm) da öyle bir sâlât-ı kübrâda dua ediyor ve kainatın şefkatli padişahına öyle bir “hâcet-i amme” için dua ediyordu ki, küçücük ipek böceğinden azametli gezegenlere kadar, mikroskobik bir hayvandan semâvâttaki meleklere kadar, belki bütün yaratılmışlar, Onun niyâzına “Evet Yâ Rabbenâ, ver biz dahi istiyoruz”deyip duasına iştirak ediyorlardı. O Resul-i Ekrem(asm) “beka için” dua ediyordu. “Hem öyle fakirâne, öyle hazinâne, öyle sevimli bir tarzda, öyle özlercesine, öyle yalvarıp yakararak niyaz ediyordu ki; bütün kainatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyordu.” Kainatın Halık’ı en sevdiği kulunun duasını hiç geri çevirir miydi? hele O duasını tüm kainatı arkasına alarak yapıyorsa elbette kabul etmek büyüklüğünün, Uluhiyetinin iktizasındandı.

Bu cihetle Resul-i Ekrem(asm) ehl-i imanın gönüllerini de ittihad ettiriyordu. “bu ittihat ile kainat içinde bir zerre gibi zayıf, korumasız, kimsesiz olan şu insan, ubudiyetiyle gelen duanın vesilesiyle yedi gök ve yerin yaratıcısının sevgili bir abdi, ve arzın halifesi, sultanı ve hayvanâtın reisi ve hilkat-i kainatın neticesi ve gayesi oluyordu. Bu sebepledir ki; kainat insana hizmet ediyordu. Tabii bu da insanın, mahlukâtın ibadetlerinde tasarruf edebilme imkanını sağlıyordu.

Bahar mevsimine yakın yaşlı bir kiraz ağacının gerekli gördüğü dallarını budayıp hangi dalının zikredip hangi dalının zikretmeyeceğini belirliyordu. Ve o dalların içindeki milyonlarca hayattar hücrenin de ibadetlerine müdahale edebiliyordu. Yeni bir fidan dikse, onun hayat bulup Halık’ına dua ve ibadette bulunmasına vesile oluyordu. Ya da bir çekirdeğin kabiliyet diliyle neşv-ü nemâ bulma duasına kararıyla ortaklık edebiliyordu.

Bundan dolayı insan mahlukâtın trafik polisi gibiydi. “dur, geç, senin zamanın doldu parka çek...” yani oldukça “özgür bir kul”du insan.

İnsan; kendisine sonsuz acizliği ve fakirliğiyle birlikte ihsân edilen bu yetki sayesinde, Bir örümceğin göz alıcı nakışlarla dokuduğu ağını örerken fıtrî ihtiyâcıyla yaptığı duasıyla, bir arının, hünerli, kimyâger bir açı gibi bal yaparken yaptığı dua ile, bir ipek böceğinin acizliğiyle beraber sırtında taşıdığı fakirliğiyle, ebedî rahmet hazinelerinden gönderilen ipeği “mucizevâri” nesc ederken yaptığı dua ile dua edebiliyordu.

Elbette ki, ufak bir mahlukunun bile duasına ehemmiyetle cevap veren böyle merhamet sahibi bir Rahîm en sevdiği abdi olan insanın bütün mahlukatın duasını içine alarak dergâh-ı ilâhinin kapısında el açıp örümceğin ağı gibi kusursuz, arının balı gibi tatlı, ipek böceğinin ipeği gibi yumuşak ve sükûnetli bir hayat isteyecekti. Belki verilecek, belki verilmeyecekti. Fakat o kul bilirdi ki; “birisi var; kalbinin en ince duygularını dahi işitir, her şeye eli yetişir, her arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına meded eder.” Ve anlardı ki bir tek Ondan yardım isteyerek kainatın güzel bir takvimi olabilirdi.

alıntı........
_________________
EMEKLİ.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kun-feyekun.forums1.net
eslem
Vıp
Vıp



Yaş : 39 Kayıt tarihi : 26/07/07 Mesaj Sayısı : 259 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Geri: KÂİNATIN DUASI Paz 12 Ağus. 2007 - 12:37

Ey bütün çiçeklerin, bütün bitkilerin, yerin, göklerin ve bütün Alemlerin Rabbi;
Ben Senin yarattığın tohumlardan cansız bir tohumdum bir zamanlar.

Sen bana can verdin.
Dualarımı kabul ettin,beni bir çiçek yaptın.
Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin.
Renklerle,desenlerle süsledin yüzümü.
Bana bir koku sürdün,koklayanları mest eden.
Güzellerden bir güzel yaptın,görenlere! gösterdin.

Senin verdiğin cazibeyle kuşları,böcekleri çağırdım kucağıma,dayanamadılar koştular.Onlara,Senin Rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum Senin izninle.
Birbirimize güldük,birbirimize sarıldık.el ele,kucak kucağa Sana şükrettik.
Seni zikrettik günler boyunca.
Nice kuşlar nice böceklerle tanıştım böylece..
Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu.
Nihayet bir gün...
Beni bir mümin kulun gördü,yanımdan geçiyordu,beni fark etti durdu,geri döndü eğildi.
Yüzüme baktı uzun uzun,önce gözleriyle sonra elleriyle okşadı kokladı,kokladı.
Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan.
Ne güzel yaratılmış dedi sessizce.
İşte o an niçin var olduğumu anladım.melekler sardı etrafımızı ansızın.
İmrenerek seyrettiler olup biteni.
Görmediği Rabbine görmüş gibi inanan bir insanın yücelişini gördüler.
Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler.
çekilen resimlerde bende vardım.

Ey dualara cevap veren Rabbim,
Ben cansız bir tohumdum.
Dualarımı kabul ettin,güzel bir çiçek oldum.
Senin Kudretinle canlandım,Senin Sanatınla süslendim,Senin Lütfünle güldüm.
Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım
Beni gören gözleri ateşte yakma Yaaaa Rabbimmm!
Alıntı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
firdevs nur
AdmiN
AdmiN



Yaş : 26 Kayıt tarihi : 24/07/07 Mesaj Sayısı : 581 Nerden : Durum :

Aktiflik:
100/50  (100/50)
Başarı Puanı:
100/90  (100/90)
Ceza Puanı:
0/100  (0/100)
MesajKonu: Geri: KÂİNATIN DUASI Paz 12 Ağus. 2007 - 14:41

...amin
Allah razı olsun inşaallah
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content





MesajKonu: Geri: KÂİNATIN DUASI Bugün 12:41

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

KÂİNATIN DUASI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır. :: ๑۩۩๑ İstediğiniz Konular ๑۩۩๑ :: Yüreğinizden Gelen Nameler -