Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.

Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır.
 
AnasayfaKun FeyekunSSSAramaGaleriKayıt OlRadyoGiriş yap

DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
sultan_mehmet
Moderatör Adayı
Moderatör Adayı
avatar


Yaş : Kayıt tarihi : 04/09/07 Mesaj Sayısı : 1288 Nerden : c:/windows/system32.dll Durum : sosyal bilgiler

Aktiflik:
1000/100  (1000/100)
Başarı Puanı:
1000/100  (1000/100)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI C.tesi 8 Eyl. 2007 - 23:19

Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük
dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık
Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi
sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında
görülmeyen bir sınır vardır.
"Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki
denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırı
geçmezler." (Rahman Suresi, 19-20)

Yukarıdaki ayette, bilinen iki su
kütlesinin birbirleriyle karşılaşıp birleştiği fakat bir engel sebebiyle
karışmadıkları vurgulanmaktadır. Bu nasıl olabilir? Normalde beklenen iki
denizin birbirleriyle karşılaştığında sularının karışarak hem tuzluluk
oranlarının hem de ısılarının eşitlenmeye doğru gitmesidir. Oysa olay böyle
olmamaktadır. Örneğin Akdeniz ve Atlas Okyanusu, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu
birbirleriyle görsel olarak birleşseler de suları birbirine karışmamaktadır.
Bunun sebebi aralarındaki bir engeldir. Bu engel ise "yüzey gerilimi" olarak
bilinen kuvvettir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.kunfeyekun.ailesiyiz.biz
eslem
Vıp
Vıp
avatar


Yaş : 40 Kayıt tarihi : 26/07/07 Mesaj Sayısı : 259 Nerden : Durum :

Aktiflik:
0/0  (0/0)
Başarı Puanı:
0/0  (0/0)
Ceza Puanı:
0/0  (0/0)
MesajKonu: Denizler Arası Engel: Paz 9 Eyl. 2007 - 14:19

O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici, bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (birbirine kavuşmazlar). (Furkan: 42/53)

42/53. âyette biri tatlı, içimli; diğeri tuzlu ve acı iki denizi serbest bırakan; bunların birbirinin özelliklerine saldırmalarını önlemek için aralarına engel koyanın Allah olduğu vurgulanıyor. Biri acı, biri tatlı iki deniz yan yana oldukları halde bunların birbirine karışıp doğalarının değişmesini önleyen Allah, ikisinin arasına bir engel koymuştur. Bu engel sayesinde özellikleri ayrı olan iki denizin suları birbirine karışmamakta ve adetâ birbirine: "Aman bana dokunma, senden Allah'a sığınırım!" der gibi birbirinden korun­maktadır.

61- Yahut dünyâyı durulacak yer yapan, arasından ırmaklar çıkaran, üstünde sağlam dağlar yaratan ve iki deniz arasına bir perde koyan kimdir? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Hayır çokları bilmiyorlar. 62- Yahut du'â ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz? 63-Yahut karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren kim ve rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci gönderen kim? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Hâşâ, Allah ortak koştukları şeylerden yücedir, münezzehtir (O, eksikliklerden uzaktır). (Nemi: 48/61-63)

48/61-64'ncü âyetlerde de Allah'ın, yaratıkalanna, özellikle de insanlara olan nimetleri anımsanmaktadır: Allah gökleri, yeri yaratmış, yağmur yağ­dırarak öyle güzel bahçeler yetiştirmiştir ki insanlar o bahçelerin bir tek ağacını dahi bitiremezler. Yüce Allah, insanlara yaşadıkları şu Diinyâ'yı üze­rinde düşmeden durabilecekleri, rahatça yaşanacak bir yer yapmıştır. Dünyâ üzerinde yüksek dağlar yaratmış, acı tatlı iki denizin birbirine karışmaması için aralarına bir engel koymuştur. Yalvaran hastanın imdadına yetişip onu sıkıntılardan, hastalıklardan kurtaran, insanları yeryüzünün yöneticileri yapan; yahut birbiri ardınca getiren, eski neslin ardından yeni kuşaklan getirip yeryü­zünün sahipleri yapan Allah'tır. Karanın ve denizin karanlıklarında insanların yıldızlara bakarak yol bulmasını sağlayan, rüzgârları yağmurun müjdecisi olarak gönderen Allah'tır. Yaratmağa ilk defa başlayan, sonra onu eski haline koyan ve yeniden yaratan O'dur. Her şeyi ilk defa O yaratmıştır. Yaratılanlar ölünce onları yeniden yaratır. Bu kâinatı ilk defa yaratan Allah, âhirette yeni bir âlem, bir düzen yaratacaktır. O'nun için zorluk söz konusu değildir. Eğer böyle bir şey varsayılsa, bir şeyi ilk defa yaratmak, onu ikinci kez yaratmaktan zordur. Bir şeyi ilk defa yaratanın, onu bozup yeniden yaratması daha kolaydır. Çünkü yaptıkça alışkanlık kazanır. Ama Allah için zorluk söz konusu olamaz. Âhirette yeniden dirilmeyi kabul etmeyenlere bir cevap olan 64'ncü âyet, bu kâinatı ilk defa yaratanın, insanları yeniden yaratacağını vurgulamaktadır.

19- İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar, 20- Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. 21- Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsu­nuz? 22-İkisinden de inci ve mercan çıkar. 23- Şimdi Rabbinizin hangi nVmetlerini yalanlıyorsunuz? (Rahman: 89/19-23)

89/19-23'ncü âyetlerde Allah'ın, birbirine kavuşan iki deniz arasına koyduğu engel ile bunların birbirine geçip karışmasını önlediği, her iki deniz­den de inci, mercan çıktığı, deniz üstünde yürüyen dağlar gibi kocaman gemilerin O'nun emir ve izniyle hareket ettiği bildiriliyor ve her sınıf nimetin ardından Allah'ın nimetlerinin yalanlanamayacağı, inkâr tarzındaki soru ile vurgulanıyor.

Birbirine kavuşan iki denizin birbiri içine geçmemesi, birbirinin özel­liğini bozmaması, ilmi gerçeklerden biridir. Büyük denizlerin birleşim nok­talarında meydana gelen doğal bir engel, bu denizlerin özelliklerinin birbirine geçmesini önlemektedir. Meselâ Akdeniz'in kendine özgü bitki örtüsü ve hayvanları, Atlas Okyanusu'nun da yine kendine özgü bir ortamı vardır. Atlas Okyanusu'ndaki bazı hayvanlar, Akdeniz'de yaşamadığı gibi Akde-niz'deki bazı hayvanlar da Atlas Okyanusu'nda yasamaz. Eğer bu denizlerin suları birbirine karışmış olsaydı, hiçbirinin ortamı ötekinden farklı olmayacaktı. İşte aradaki doğal engel, denizlerin özelliklerini korumakta, birinin özelliğinin diğerine geçmesine engel olmaktadır. Herhalde 19-20'nci âyetlerde bu doğal engele işaret buyurulmaktadır. Bu hususta Furkan Sûresi'nin 53'ncii âyetinin tefsirinde de izahat verilmişti.

22'nci âyette geçen lu'lu\ inci demektir. Mercan ise incinin küçüğü veya bir kavle göre büyüğü ve iyi kalitesidir. Bir kavle göre de mercan, kırmızı renkli taşlardır ki doğrusu da budur[7]. Esasen mercan taş da değil, kalker iskeletti bir deniz hayvanıdır. Mercanın, kalkerden, çalı görünüşünde kırmızı bir iskeleti vardır. İskeletin üzeri, yumuşak bir doku ile kaplıdır. Bu dokunun üzerinde sekiz kollu bir sürü polip yer alır. Bu polipler kasılıp büzülerek sarkozom denilen dokuya gömülür. Bu poliplerde kirpikli ve yüzücü küçük kurtçuklar çıkar. Her kurtçuk, koloninin başlangıç polipini meydana getirir. İskelet, yüzeyde biriken kalker tabakasıyla büyür[8]. Denizciler bunu denizin altından çıkarırlar. Kırmızı, güzel görünümlü bir maden şeklinde olan bu maddeler, mücevher olarak kullanılır.

Her iki denizden de inci mercan çıkarıldığına göre bu âyette, birbirine kavuşan fakat karışmayan biri tatlı, diğeri tuzlu deniz değil, ikisi de tuzlu denizdir. Yani büyük denizler, okyanuslardır. Çünkü tatlı suda inci, mercan yoktur.

Furkan: 42/53, Nemi: 48/61-63, Rahman: 89/19-23. âyetler, denizler arasında bir engel olduğu, ayrı özellikleri ayrı olan denizlerin birbirine karış­malarının ve birbirinin özelliklerini bozmalarının, konulan bu engelle önlen­diğini bildirmektedir.

Bilindiği gibi suyun temel kaynağı denizdir. Deniz suyu tuzludur. Tuzlu olması da içindeki canlıları korumak içindir. Tuzlu olmasaydı su bozulur, kokuşur, canlıların yaşamasına elverişli olmaktan çıkardı. Tuz suyun kokuşmasını önler, denizde yaşayanlar için suyun böyle tuzlu olması gerekir ama karada yaşayanlara tuzlu su yaramaz. Onun için yüce Allah, güneş ışığı ile deniz suyunu buharlaştırır. Su, buhar haline gelirken tuzunu bırakıp yükselir. Rüzgâr, bu su buharından oluşan bulutları Allah'ın dilediği yerlere sürer, sıkıştırır, yağmur, kar ve dolu olarak aşağı indirir. Tuzundan arınmış olan bu su, bitkileri sular, hayvanlar ve insanlar bu suyu içerler. Keza denizde ve okyanusta toprağa baskı yapan deniz suyu, topraktan süzüle süzüle çeşitli tabakalardan geçer, süzülürken tuzundan ayıklanır, yer altı sularını, ırmakları oluşturur. Deniz canlılarına gerekli olduğu için denizde tuzlu ve acı olan su, kara canlılarına da tuzsuz gerektiği için yer altında toprakla filtre edilmekle, yahut buharlaşıp yükselmek ve yağmura dönüşmekle tuzundan arınır.

Irmaklar, çeşmeler, göller denizden kaynaklandığı halde tuzsuzdur. Tuzlu deniz suyu bunlara karışmaz. Aradaki İlâhî yasa, bunların birbirine karışmasına engeldir. Yer altında tuzlu, acı su kaynakları vardır. Aradaki yer tabakaları bunların birbirine karışmasını önler.

Râbıtatu'l-Âlemi'l-İslâmî dergisinden yararlanılarak yazılan bir yazıda özetle şöyle denmektedir:

"Biri tatlı, diğeri acı olan iki denizin arasında kendi doğalarından oluşan bir engel, bunların birbirine karışmasını önlemektedir.

"Denize hızla dökülen büyük ırmakların suları, birleşme noktasında deniz suyuna karışmamaktadır. Bu karışmaya engel olan kanun, yüzey gerilimi kanunudur. Hareketli iki su kütlesini birbirinden ayıran bu engel, bu kütlelerin moleküllerindeki kohezyen gücünün farklı oluşundan ileri gelmektedir. Bu sayede iki ayrı su, kendi aralarında özelliklerini koruyabilmektedir. Bang­ladeşlin güneyinde Hint Okyanus'un)da Tşatgam'dan Birminya'daki Arakan'a doğru, biri tatlı, öbürü tuzlu iki akıntı birbirine karışmadan akıp gider. Hindistan'da Ganj ve Camına nehirleri Allahâbâd şehrinde kavuştuk­larında yüzey gerilimi ile oluşan engel nedeniyle iki ayrı su, karışmadan devam eder."

Ünlü deniz araştırmacısı Kaptan Jacque Cousteau da şöyle diyor:

"Bazı araştırmacıların, farklı deniz kütlelerini birbirinden ayıran engel­lerin bulunduğu hakkındaki görüşlerini inceliyorduk. İncelemelerimiz sonun­da gördük ki kendine özgü sıcaklığı, tuzluluğu ve yoğunluğu bulunan Akdeniz, kendine özgü canlılar barındırır. Daha sonra Atlas Okyanusu 'ndaki su küt­lesini inceleyince onun, Akdeniz suyunun özelliklerinden tamamen farklı olduğunu gördük. Bu iki su kütlesi, binlerce yıldan beri Cebel-i Târik Bo-ğazı'nda birleşiyordu. Buna göre iki denizin karışması ve sonuç olarak tuzlulukta, yoğunlukta, içerdikleri madde oranında eşit veya eşite yakın bir durumda olmaları gerekirdi. Oysa bu su kütlelerinin birbirine karışmadığını ve her iki denizin yakın kısımlarında dahi ayrı bir yapıya sahibolduğunu hayretle gözledik. Bunun üzerine yaptığımız araştırmalarda bizi şaşkına çeviren bir durumla karşılaştık. Zira bu iki denizin birleşme noktasında bulunan harika bir su engeli, bunların birbirine karışmasını önlüyordu. Aynı türdeki bir su engeli, 1962 yılında Alman bilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in birleştiği Mendeb Boğazı'nda da bulunmuştu. Sonraki araştır­malarımızda farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında aynı su engelinin bulunduğunu gördük."

Denizlerdeki su engeli ile ilgili açıklamasından sonra, yakın arkadaşı olan Dr. Maurice Bucaille, Kaptan Cousteau'ya, bu keşiflerinin yeni olma­dığını, çünkü bunun Kur'ân'da açıkça belirtildiğini söyledi ve kendisine bu âyetleri gösterdi. Kendisine sunulan âyetleri büyük hayranlıkla dinledikten sonra Cousteau'nun, "Modern bilimin on dört asır geriden izlediği Kur'ân'ın, Allah'ın sözü olduğuna tanıklık ederim" demiştir[9].
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu Forum www.kunfeyekun.org adresine Taşınmıştır. :: ๑۩۩๑ İSLAM VE KURAN ๑۩۩๑ -